top of page
konuralp150915.png

LAHİT “Sarcophagus”

  • 27 Haz 2024
  • 7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 4 saat önce

Yazan: Zerrin Avan


Antik Çağ Mezar Kültürü ve Prusias ad Hypium’un Girlandlı Lahdi

Mezar Kültürü ve Lahit

Antik toplumlarda ölüm, yalnızca yaşamın sona ermesi değil; aile, toplumsal statü, dinsel inanç ve anma pratikleriyle şekillenen ritüel bir süreçti. Bu nedenle mezarlar ve mezar anıtları, geçmiş toplumların yalnızca ölü gömme geleneklerini değil, sanat anlayışlarını, ekonomik yapılarını ve ölümden sonraki yaşama ilişkin düşüncelerini anlamamıza yardımcı olan önemli arkeolojik belgelerdir.


Bu mezar biçimlerinden biri olan lahit, insan bedeninin gömülmesi amacıyla hazırlanmış, çoğunlukla taş veya mermerden yapılmış sanduka biçimindeki mezar kabıdır. Ancak özellikle Roma İmparatorluk Dönemi’nde lahit, yalnızca işlevsel bir mezar kabı olmaktan çıkarak heykeltıraşlık, bezeme, yazıt ve ikonografinin bir araya geldiği anıtsal bir sanat eserine dönüşmüştür (Koch ve Sichtermann, 1982).



LAHİT - Konuralp Antik Kent
MS.1.yüzyıl, LAHİT - Konuralp Antik Kent, Konuralp - Düzce


Eserin ölçüleri:

Sanduka yüksekliği: 1,06 mKapakla birlikte: 1,20 mUzunluk: 2,47 mGenişlik: 1,22 m


Lahitler yalnızca ölünün bedeninin yerleştirildiği kaplar değildir. Özellikle Roma İmparatorluk Dönemi’nde lahitlerin biçimleri, kabartmaları, bezeme programları ve yazıtları; ölen kişinin toplumsal konumu, ailesi, kültürel kimliği ve ölüm sonrasına ilişkin düşünceleriyle bağlantılı görsel göstergeler hâline gelmiştir (Koch ve Sichtermann, 1982).


“Sarcophagus”: Et Yiyen Taş

Batı dillerinde lahit karşılığında kullanılan sarcophagus sözcüğünün kökeni, Antik Çağ’a ait oldukça ilginç bir anlatıya dayanır. Eski Yunanca sarkophagos (σαρκοφάγος), sarx/sarkos (“et”) ile phagein (“yemek”) sözcüklerinden türetilmiş olup kelime anlamıyla “et yiyen” demektir.


Plinius, Assos çevresinde çıkarılan belirli bir taşın içine bırakılan cesetleri, dişler dışında, kırk gün içerisinde tükettiğine inanıldığını aktarır (Plinius, Naturalis Historia, XXXVI.131).


Bu anlatı, taşın insan bedenini gerçekten “erittiğinin” bilimsel kanıtı olarak değerlendirilmemelidir. Belirli kayaçların ve gömü ortamının kimyasal özellikleri organik ayrışma ve kemik korunması üzerinde etkili olabilmekle birlikte Plinius’un aktardığı olağanüstü hızdaki süreç antik bir inanış olarak ele alınmalıdır. Başlangıçta belirli bir taşın özelliğini ifade eden sarkophagos terimi zaman içerisinde malzemeden bağımsız biçimde taş mezar sandukalarının genel adı hâline gelmiştir.



Roma Dünyasında Lahit Sanatı

Roma dünyasında lahitler tek bir biçim veya bezeme anlayışına sahip değildir. Malzeme, üretim merkezi, dönem, atölye ve sipariş sahibinin ekonomik gücüne göre farklı lahit grupları gelişmiştir. Roma, Attika ve Anadolu önemli üretim çevreleri arasında yer almış; Anadolu’da özellikle Dokimeion gibi merkezler yüksek nitelikli mermer lahit üretimleriyle öne çıkmıştır (Koch ve Sichtermann, 1982; Koch, 1993).


Roma İmparatorluk Dönemi’nde girlandlı lahitlere özellikle Anadolu ve Suriye’de yaygın olarak rastlanmaktadır (Koch, 2001, s. 42). Bu lahitlerde yaprak, meyve ve çiçeklerden meydana getirilen girlandlar; bukranionlar, insan figürleri veya çeşitli taşıyıcı unsurlarla birlikte kullanılabilmektedir.

Lahit yüzeylerinde mitolojik sahneler, av ve savaş tasvirleri, portreler, Gorgoneionlar, Eroslar, mevsim kişileştirmeleri, hayvanlar ve bitkisel bezemeler görülebilir. Bu nedenle lahitler yalnızca mezar kültürü açısından değil, Roma dünyasının görsel dili ve heykeltıraşlık üretimi bakımından da önemli kaynaklardır.



PRUSIAS AD HYPIUM’UN GİRLANDLI LAHDİ

Eser: Girlandlı Lahit

Buluntu Yeri: Tepecik, Prusias ad Hypium (Konuralp)

Buluntu Tarihi: 1937

Malzeme: Mermer

Tarihlendirme: MS 1. yüzyıl; üslup ve tipolojik özellikleri bakımından MS 1. yüzyılın son çeyreği önerilebilir

Sergilendiği Yer: Konuralp Müzesi, Konuralp - Düzce


Prusias ad Hypium’un batısındaki nekropol alanlarından biri olarak değerlendirilen Tepecik’te 1937 yılında bulunan girlandlı lahit, Konuralp Müzesi koleksiyonunun en dikkat çekici Roma Dönemi eserlerinden biridir. Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarında eser MS 1. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Bazı ikincil yayınlarda farklı tarihler verilmekle birlikte, eserin bezeme repertuvarı ve işçilik özellikleri MS 1. yüzyıl içerisinde değerlendirilmesini desteklemektedir.


Üslup açısından bakıldığında, girland-bukranion düzeninin klasikçi niteliği, kabartmaların yüzeye bağlı işlenişi, Gorgoneionların görece alçak plastik karakteri ve daha sonraki MS 2. yüzyıl Anadolu lahitlerinde görülen yoğun işçiliğinin henüz belirginleşmemiş olması nedeniyle MS 1. yüzyılın son çeyreği makul bir tarihlendirme önerisi olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte bu dar tarihleme, kesin bir epigrafik veya stratigrafik tarihten ziyade stilistik ve tipolojik bir öneridir.



Lahit - Konuralp Müzesi, Konuralp - Düzce
Lahit - Konuralp Müzesi, Konuralp - Düzce
Üstteki görselde yer alan lahit, Konuralp Müze bahçesinde sergilenen lahittir.



Girlandlar ve Bukranionlar

Lahdin uzun yüzlerinde kompozisyonun temelini, bukranionlar arasında asılı bulunan zengin girlandlar oluşturur. Üç büyük girland, dört bukranion tarafından taşınarak yüzey boyunca ritmik ve simetrik bir düzen meydana getirir.


Bukranion, antik sanat terminolojisinde boğa veya öküz kafatası/başı biçimindeki bezeme unsurunu ifade eder. Konuralp örneğinde bukranionlar yalnızca girland taşıyıcısı olarak işlenmemiş; boynuzlarına dolanan ve aşağıya doğru sarkan şeritlerle ayrıntılandırılmıştır. Alın bölümlerindeki bitkisel ve meyvemsi bezemeler de kompozisyonun zenginliğini artırmaktadır.


Girlandlar ise farklı yaprak ve meyvelerin yoğun biçimde bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Belirli aralıklarla şeritlerle bağlanan bu bitkisel demetlerde tek tek bitki türlerini yalnızca fotoğraflara dayanarak kesin biçimde teşhis etmekten kaçınmak gerekir.


Girland-bukranion birlikteliğinin kökenleri mezar sanatından daha eskiye uzanır. Kurban ve kutsal alan ikonografisiyle ilişkili olan bu düzen, Helenistik ve Roma sanatında mimari frizlerden mezar anıtlarına kadar geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Lahit üzerindeki kullanımı da ölüm, anma ve ritüel bağlamı içerisinde değerlendirilmelidir.



Gorgoneion / Medusa Başları

Lahdin uzun yüzlerinden birinde, dış girlandların oluşturduğu kavislerin üzerinde dairesel madalyonlar içerisinde cepheden verilmiş kadın başları yer almaktadır. Bu figürler literatürde Medusa/Gorgoneion olarak tanımlanmaktadır.


Yüzlerin oval biçimli olduğu, saçların baş çevresinde düzenli bir çerçeve oluşturduğu ve figürlerin cepheden tasvir edildiği görülmektedir. Bununla birlikte klasik Gorgoneion ikonografisinin bazı örneklerinde görülen belirgin yılanlı saç, kanat veya grotesk yüz özellikleri burada güçlü biçimde seçilememektedir. Bu nedenle figürleri tanımlarken, görsel gözlem ile literatürdeki ikonografik teşhisi birbirinden ayırmak daha doğru olacaktır.


Gorgoneion, Antik Yunan ve Roma sanatında özellikle apotropaik, yani kötülüğü uzaklaştırıcı ve koruyucu bir motif olarak kullanılmıştır. Mezar sanatında bulunması da ölüm mekânının korunması ve kötücül güçlerin uzaklaştırılması bağlamında yorumlanabilir.


Prusias ad Hypium’da mimari bezeme repertuvarı içerisinde de Medusa/Gorgoneion örneklerinin bulunması, söz konusu motifin kentin görsel kültürüne yabancı olmadığını göstermektedir. Ancak bu durum tek başına lahit ile diğer mimari örneklerin aynı atölyede üretildiğini kanıtlamaz.



Rozetler

Lahdin diğer yüzlerinde Gorgoneionlardan farklı olarak yoğun bitkisel karakter taşıyan dairesel rozetler bulunmaktadır. Bunların Medusa başlarıyla karıştırılmaması gerekir.


Rozetler merkezden dışarı doğru yayılan yaprak veya petal dizileriyle oluşturulmuş ve girlandların meydana getirdiği dairesel alanlara yerleştirilmiştir. Böylece lahdin farklı yüzlerinde benzer kompozisyon alanları korunurken bu alanların içindeki ikonografik öğeler değiştirilmiştir.


Bu uygulama, lahdin dört yüzünün tek bir kalıbın mekanik tekrarı olmadığını, bütünlüklü fakat çeşitlendirilmiş bir bezeme programına sahip olduğunu göstermektedir.



Hayvan Figürleri

Girlandların altında kalan boşluklarda bağımsız küçük hayvan figürleri bulunmaktadır. Yayınlarda bunlar arasında yaban domuzu, aslan, kartal ve uzun gagalı bir kuş tanımlanmaktadır.


Fotoğraflarda özellikle yaban domuzu ile kanatlarını açmış kartal açık biçimde seçilmektedir. Uzun bacaklı ve uzun gagalı kuş ise bazı yayınlarda balıkçıl kuşu olarak yorumlanmıştır.


Hayvanlar sürekli bir av veya mitolojik anlatının parçaları olarak değil, yüzey üzerinde birbirinden bağımsız küçük figürler biçiminde düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu figürlerin ortak bir anlatıya ait olduğunu kanıtlayacak veri bulunmadıkça her birinin sembolik anlamını ayrı ayrı kesinleştirmek doğru değildir.


Bununla birlikte hayvan figürlerinin girlandlar, bukranionlar, Gorgoneionlar ve rozetlerle birlikte kullanılması, Konuralp örneğinin alışılmış girlandlı lahit şemasını zenginleştiren önemli özelliklerinden biridir.



Kısa Yüzler ve Thyrsos

Lahdin kısa yüzlerinde kompozisyon farklılaşmaktadır. Merkez ekseninde yer alan uzun dikey unsurlar literatürde thyrsos olarak tanımlanmaktadır. Thyrsos, Dionysos ve onun kült çevresinin en karakteristik atribülerinden biridir.


Fotoğraflarda bu dikey unsurun kompozisyonun merkezine bilinçli biçimde yerleştirildiği ve iki yanındaki girland ve rozetlerle simetrik bir düzen oluşturduğu görülmektedir.


Ancak thyrsosun varlığından hareketle lahit sahibinin Dionysos kültüne mensup olduğu sonucuna ulaşmak mümkün değildir. Dionysosçu motifler Roma mezar sanatında ölüm, yeniden doğuş, yaşamın sürekliliği ve öte dünya düşünceleriyle bağlantılı daha geniş bir ikonografik repertuvar içerisinde kullanılabilmiştir.


Dolayısıyla Konuralp örneğinde thyrsosun varlığı önemlidir; fakat motifin anlamı lahdin bütün ikonografik programı ve dönemin mezar sanatı içerisinde değerlendirilmelidir.


Yazıtsız Tabula Ansata

Lahdin dikkat çekici özelliklerinden biri de tabula ansata biçimindeki dikdörtgen levhalardır. Tabula ansata, iki yanında üçgen biçimli çıkıntılar bulunan ve Roma dünyasında yazıt alanı olarak yaygın biçimde kullanılan çerçeveli levha tipidir.


Konuralp örneğindeki levhaların yazıtsız olduğu görülmektedir.


Fotoğraflarda yazının sonradan kazınarak ortadan kaldırıldığını gösterecek belirgin bir iz seçilemediğinden, “yazıt silinmiştir” şeklinde kesin bir değerlendirme yapılamaz. Lahdin önceden hazırlanmış olması ve kişiye özgü yazıtların daha sonra eklenmesinin düşünülmüş olması ihtimaller arasındadır. Bununla birlikte birden fazla yüzde yazıtsız tabula ansata kullanılması, levhaların aynı zamanda kompozisyonun dekoratif düzeninin bir parçası olarak değerlendirilmiş olabileceğini de düşündürmektedir.


Bu nedenle yazıtsız levhaların nedenini mevcut verilerle kesin biçimde açıklamak mümkün değildir.


İşçilik ve Olası Üretim Çevresi

İşçiliğin ilk bakışta düşünüldüğünden daha nitelikli olduğu görülmektedir. Girlandlardaki yaprak ve meyvelerin ayrıştırılması, bukranionların alın bezemeleri, boynuzlara dolanan şeritlerin hareketi ve küçük hayvan figürlerinin modelajı kontrollü bir taş işçiliğine işaret etmektedir.


Bununla birlikte eser, MS 2. yüzyılda Dokimeion ve bazı diğer Anadolu üretim merkezlerinde görülen çok yüksek kabartmalı, yoğun matkap kullanımlı ve güçlü ışık-gölge etkisine sahip lahitlerden farklıdır.


Konuralp örneğinde figürler büyük ölçüde yüzeye bağlı kalmakta, plastik etki daha ölçülü kullanılmaktadır.

Bu özellikler eserin erken tarihini desteklemekle birlikte üretim merkezini tek başına belirlemeye yeterli değildir.


Lahdin Prusias ad Hypium veya yakın çevresinde faaliyet gösteren bölgesel bir atölyenin ürünü olması mümkündür. Ancak mermerin kökenine ilişkin arkeometrik bir analiz yapılmadan veya aynı elden çıktığı gösterilebilecek yakın paraleller bulunmadan “yerel üretim” kesin bir sonuç olarak ileri sürülmemelidir.



Lahdin İçinde Ne Bulundu?

Lahit bugün boştur. Ancak bu durum, lahdin 1937 yılında bulunduğunda da boş olduğu anlamına gelmez.


Şimdiye kadar ulaşılabilen yayımlanmış kaynaklarda, Tepecik’te ortaya çıkarıldığı sırada lahdin içerisinde insan iskeleti, kemik, mezar hediyesi, sikke veya başka bir buluntu bulunup bulunmadığına ilişkin güvenilir bir kayıt tespit ediemedim.


Bu nedenle lahdin “boş bulunduğu”, Antik Çağ’da soyulduğu veya içerisindeki insan kalıntılarının zamanla tamamen ortadan kalktığı gibi açıklamalar mevcut verilerle kanıtlanamaz.


Aynı şekilde sarcophagus sözcüğünün kökenindeki “et yiyen taş” anlatısının Konuralp lahdiyle ilişkilendirilmesi doğru değildir. Plinius’un anlatısı Assos yöresindeki belirli bir taş hakkındadır; Konuralp örneği ise mermer bir lahittir.



Roma Lahit Geleneğinin Devamı

Roma lahit sanatının en yoğun dönemlerinden biri MS 2. ve 3. yüzyıllardır. Ancak lahit geleneğinin Hristiyanlığın yayılmasıyla MS 4. yüzyılda aniden sona erdiği söylenemez.


Erken Hristiyan toplulukları Roma lahit geleneğini sürdürmüş; mevcut biçim ve teknikleri yeni dinsel ikonografiyle dönüştürmüştür. Eski ve Yeni Ahit anlatıları, İsa’nın mucizeleri, havariler ve Hristiyan sembolleri lahitlerin bezeme programlarına dâhil edilmiştir (Elsner, 1998).


Dolayısıyla pagan Roma lahitleri ile Erken Hristiyan lahitleri arasında kesin bir kopuştan ziyade, biçimsel süreklilik ve ikonografik dönüşümden söz etmek daha doğrudur.



Değerlendirme

Prusias ad Hypium’un girlandlı lahdi, yalnızca Roma Dönemi’ne ait bir mezar sandukası olarak değerlendirilmemelidir. Girlandlar, bukranionlar, Gorgoneion olarak tanımlanan kadın başları, rozetler, hayvan figürleri, kısa yüzlerdeki thyrsoslar ve yazıtsız tabula ansatalar birlikte düşünüldüğünde oldukça zengin ve özgün bir bezeme programı ortaya çıkmaktadır.


Eserin bezeme anlayışı, Roma dünyasının ortak ikonografik repertuvarına bağlı olmakla birlikte bu repertuvarın Prusias ad Hypium’da nasıl yorumlandığını göstermesi bakımından özellikle önemlidir.


Girland ve bukranionların ritmik düzeni klasik kurban ve anma ikonografisini; Gorgoneionlar koruyucu anlam katmanını; thyrsos Dionysosçu görsel repertuvarı; bitkisel bezemeler ise bereket ve yaşamın sürekliliğine ilişkin çağrışımları aynı mezar anıtı üzerinde bir araya getirmektedir. Bununla birlikte bu sembollerin tümünün tek ve kesin bir “ölüm sonrası yaşam programı” oluşturduğu ileri sürülemez.


İkonografik anlam, benzer dönem ve bölge örnekleriyle karşılaştırılarak değerlendirilmelidir.

Üslup ve işçilik özellikleri dikkate alındığında eser için MS 1. yüzyılın son çeyreği güçlü bir tarihlendirme önerisi olarak görünmektedir. Bu tarih kesin bir yazıt veya stratigrafik veri yerine tipolojik ve stilistik değerlendirmeye dayanmaktadır.


Konuralp lahdi bu bakımdan yalnızca “girlandlı lahitler” grubunun bir örneği değildir. Eser, Roma İmparatorluk Dönemi’nin ortak sanat dilinin Bithynia’daki bir kentte nasıl yeniden biçimlendirildiğini araştırmamıza olanak veren önemli bir sanat tarihi belgesidir.


Zerrin Avan



Kaynakça

  • Elsner, J. (1998). Imperial Rome and Christian Triumph: The Art of the Roman Empire AD 100–450. Oxford: Oxford University Press.

  • Koch, G. (1993). Sarkophage der römischen Kaiserzeit. Darmstadt: Wissenschaftliche Buchgesellschaft.

  • Koch, G. (2001). Roma İmparatorluk Dönemi Lahitleri. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.

  • Koch, G. ve Sichtermann, H. (1982). Römische Sarkophage. München: C. H. Beck.

  • Plinius Secundus, G. Naturalis Historia, XXXVI.131.

  • Toynbee, J. M. C. (1971). Death and Burial in the Roman World. London: Thames & Hudson.

  • Zeyrek, T. H. ve Baran Çelik, G. (2005). Prusias ad Hypium (Kieros): Anadolu’nun Kuzeybatısında Antik Bir Kent (Konuralp/Üskübü). İstanbul: Ege Yayınları.



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Twitter
  • Instagram
  • Facebook
  • Pinterest
bottom of page