top of page

Konuralp’te Su: Kentin Görünmeyen Hafızası

2 gün önce
4 dakikada okunur

Yazan: Zerrin Avan

Konuralp’in tarihini tiyatro, köprü, evler ve arkeolojik buluntular üzerinden okumaya alışığız. Oysa bütün bu katmanların arasında daha sessiz ama sürekli bir unsur var: su. Prusias ad Hypium’un su kemerlerinden Üskübü’nün hamamına, Konrapa’nın çeltik tarlalarından bugünkü Konuralp Pirinci’ne uzanan hat, suyun burada yalnızca bir ihtiyaç değil, kentin yaşamını biçimlendiren temel unsurlardan biri olduğunu gösteriyor.



Kente gelen su

Konuralp Antik Tiyatro - Su Künkleri
Konuralp Antik Tiyatro - Su Künkleri

Konuralp / Kemerkasım Su Kemerleri, antik kentin su altyapısının günümüze ulaşan en görünür parçalarından biri.

Bugün ayakta kalan 11 taşıyıcı ayak, bir zamanlar kent yönüne su taşıyan daha geniş bir sistemin izlerini koruyor. Kültür envanterinde yaklaşık 160 metre uzunluğa ve 20 metreye ulaşan yüksekliğe sahip olduğu belirtilen yapı, suyun Prusias ad Hypium’a doğal akışına bırakılmadığını; mühendislik yoluyla yönlendirildiğini gösteriyor. (⁠Kültür Portalı)


Fakat kemerlere yalnızca bir Roma mühendisliği yapısı olarak bakmak eksik kalır. Çünkü kente ulaştırılan su; kamusal yapıları, çeşmeleri, temizlik ihtiyaçlarını ve gündelik yaşamı mümkün kılan sistemin parçasıydı. Bugün kemerin yalnız ayaklarını görüyoruz. Suyun kent içinde nasıl dağıldığı ise hâlâ araştırılması gereken sorulardan biri.


Konuralp / Prusias ad Hypium Tiyatrosu çevresindeki kazılarda 2024 yılında ortaya çıkarılan pişmiş toprak su boruları, Konuralp’in tarihine başka bir yerden bakmayı mümkün kıldı. Tiyatronun sahne binasının güneyinde bulunan borular ve halk arasında “Kilise Suyu” olarak anılan eski su kanalı, burada suyun yalnızca kente getirilmediğini; dağıtıldığını, yönlendirildiğini ve yüzyıllar boyunca yeniden kullanıldığını gösteriyor.


Tiyatronun yanından geçen su

Kazılarda bulunan farklı kalınlıklardaki pişmiş toprak boruların / künklerin en az MS 4. yüzyıla uzanan bir dağıtım sisteminin parçaları olduğu düşünülüyor. Daha kalın künklerin büyük yapılara, küçük çaplı olanların ise farklı kullanım alanlarına su taşıdığı değerlendiriliyor.


Daha ilginç olan ise Bizans dönemine ait kilisenin narteksi yakınındaki su kanalı.


Konuralp, Kirse Çeşmesi
Konuralp, Kirse Çeşmesi

Yerel hafızada “Kilise Çeşmesi" "Kirse Çeşmesi” adıyla yaşayan bu hattaki çeşme, tiyatro yamacındaki kaynak suyunu yakındaki bir çeşmeye ulaştırıyordu. Aynı zamanda Osmanlı dönemi yapılaşmasında kullanılarak dönüşüme uğrayan çeşme yapısındaki mihrap biçimli kabartma izleri günümüzde görülmeye değerdir.


Burada arkeoloji ile yerel hafıza beklenmedik biçimde buluşuyor. Antik bir su hattının izi yalnız taşta veya toprak altında değil, yer adında da yaşamaya devam ediyor.


Kentin dışındaki büyük hat

Bu küçük dağıtım izlerinin arkasında daha büyük bir sistem bulunuyor.

Kemerkasım’daki su kemeri, Prusias ad Hypium’un su yollarının günümüze ulaşan en önemli parçalarından biri. 2023 tarihli ayrıntılı çalışmaya göre yapı MS 1. yüzyılda inşa edilmiş, 2. ve 3. yüzyıllarda onarımlar görmüş.


Günümüzde ayakta kalan bölümü, kente su ulaştıran daha geniş bir hattın parçasıydı. (⁠DergiPark)


Böylece iki ayrı ölçekte aynı sistemin izini görüyoruz:

  • kentin dışında suyu taşıyan kemer,

  • kentin içinde suyu dağıtan borular ve kanallar.

Bu ilişki, Prusias ad Hypium’u yalnız anıtsal yapılarıyla değil, onları çalıştıran altyapıyla da düşünmemizi sağlıyor.


Üskübü’nün hamamı, çeşmeleri, bahçeleri ve ev yaşamı suyla başka bir ilişki kuruyor. Su sistemi değişiyor; suya duyulan ihtiyaç ve onun çevresinde oluşan yaşam devam ediyor. Elbette Kemerkasım Su Kemerleri ile Osmanlı dönemi Üskübü çeltik kanalları arasında kesintisiz çalışan tek bir fiziksel sistemden söz edemeyiz. Farklı dönemler, farklı teknolojiler ve farklı ihtiyaçlar var.



Konuralp Hamamı
Konuralp Hamamı

Su ile değişen hayat

Konuralp’in daha sonraki tarihine geçtiğimizde su ortadan kaybolmuyor; yalnızca başka yapılarda ve başka yaşam biçimlerinde karşımıza çıkıyor.

Üskübü Hamamı bunun en açık örneklerinden biridir.


Hamam, suyun yalnızca fiziksel temizlik için değil, toplumsal yaşam için de nasıl bir mekân oluşturduğunu hatırlatıyor. Kadınların ve erkeklerin farklı zamanlarda kullandığı, yerel hafızada yakın dönemlere kadar yaşamış bir hamamdan söz ediyoruz. Böylece antik su sistemlerinden Osmanlı kasabasına uzanan tarih içinde suyun işlevi değişse de gündelik hayatın merkezindeki yeri devam ediyor.


Tarlaya ulaştığında

Konuralp’te suyun belki de en güçlü yerel karşılığı ise pirinç üretiminde ortaya çıkıyor.

16.yüzyılda Konrapa, Bolu sancağının önemli çeltik üretim alanlarından biriydi. Osmanlı kayıtlarını inceleyen Kenan Ziya Taş, bölgenin su bakımından elverişli vadi tabanlarının yoğun pirinç tarımını mümkün kıldığını ve Konrapa’daki çeltik üretiminin idari düzenlemelere konu olacak kadar önemli olduğunu gösteriyor. (⁠DergiPark)


Daha da dikkat çekici olan, Osmanlı arşivlerinde “Konrapa Enharı”, yani Konrapa’nın su kanalları/akarsuları üzerine muhasebe kayıtlarının bulunmasıdır. Bu kayıtlar, pirinç üretiminin yalnızca tarla ile değil, suyun düzenlenmesi ve yönetilmesiyle de ilişkili olduğunu gösteriyor. (⁠DergiPark)


Bu nedenle Konuralp Pirinci’nin hikâyesi yalnızca bir tarım ürününün hikâyesi değildir. Aynı zamanda suyun yönetilme tarihidir.


Tarladan sofraya

Bugün Konuralp Pirinci menşe adıyla tescilli.


Tescil belgesi ürünün geçmişini 1800’lü yıllara kadar götürüyor ve halk arasında “Kasaba Pirinci” olarak anıldığını kaydediyor. (⁠Coğrafi İşaret Platformu)


Ama pirincin yerel kültürdeki anlamı tarlada bitmiyor. Yufkalı Konuralp Pilavı’na, düğün sofralarına,

mevlitlere ve toplu yemeklere ulaşıyor. Böylece suyun izi farklı ölçeklerde takip edilebiliyor:

kemerden kente,
 hamamdan gündelik yaşama,
 tarladan pirince,
 pirinçten sofraya.


Konuralp’in görünmeyen bağlantısı

Konuralp’in farklı dönemlerini yan yana koyduğumuzda antik dönem ile pirinç tarlası arasında ilk bakışta hiçbir ilişki görünmeyebilir.

Birisi Roma kenti

Diğeri yerel tarım kültürüdür.

Fakat ikisini mümkün kılan coğrafyanın temel unsurlarından biri aynıdır.

Su.


Antik kent suyu uzaktan getirip dağıtmaya çalıştı.

Osmanlı Konrapa’sı suyu çeltik üretiminin parçası hâline getirdi.

Üskübü’de hamam, çeşme, tarla bağ bahçe ve gündelik yaşam suyun çevresinde şekillendi.

Bugün ise aynı tarih, Konuralp Pirinci gibi yaşayan bir üründe devam ediyor.


Bu nedenle Konuralp’in kültürel mirasını araştırırken yalnızca görünen yapılara değil, onları birbirine bağlayan sistemlere de bakmak gerekiyor. Belki suyun bize gösterdiği en önemli şey de bu:


Konuralp’in tarihi yalnızca üst üste gelen dönemlerden değil, bu dönemler boyunca farklı biçimlerde devam eden yaşam ilişkilerinden oluşuyor.


Zerrin Avan

Sanat Tarihçisi




Kaynaklar

  • Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kemerkasım Su Kemerleri / Prusias ad Hypium Antik Kenti. (⁠Kültür Portalı)

  • Taş, Kenan Ziya. “Osmanlı Çeltik Üretim Sahası Olarak Konrapa ya da ‘Osmanlı Sarayının Nadidesi Konuralp Pirinci’.” Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 23/44 (2020): 1253–1268. (⁠DergiPark)

  • Abdioğlu, Hasan – Çakır, Baki. “Osmanlı Devletinde Çeltik Tarımı ve Muhasebe İşlemleri.” 2021. (⁠DergiPark)

  • Türk Patent ve Marka Kurumu, Konuralp Pirinci, Tescil No. 438, 25.06.2019. (⁠Coğrafi İşaret Platformu)


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Twitter
  • Instagram
  • Facebook
  • Pinterest
bottom of page