Prusias ad Hypium’un 12 Kabilesi: Kent Kimliği ve Aidiyet
Yazan: Sanat Tarihçisi Zerrin Avan
Prusias ad Hypium’dan günümüze ulaşan yazıtlar, Roma İmparatorluk Dönemi’nde kentin yurttaşlarının phylai adı verilen topluluklar içinde örgütlendiğini göstermektedir. Kaynaklarda on iki farklı phylē adıyla karşılaşılması, kent toplumunun yalnızca bireylerden değil, yurttaşlığı ve kamusal aidiyeti düzenleyen daha küçük topluluklardan oluştuğunu düşündürür. Bu adların bir bölümü kentin daha eski Yunan ve Helenistik geçmişine, önemli bir bölümü ise Roma imparatorları ve imparatorluk ailesine göndermede bulunmaktadır. Böylece tek bir kent örgütlenmesinde farklı tarihsel kimlik katmanları yan yana görünür hâle gelir.
Antik kentte “kabile” ne demektir?
Prusias ad Hypium yazıtlarında karşılaşılan phylē terimi Türkçede çoğunlukla “kabile” olarak çevrilir.
Ancak burada modern anlamdaki etnik veya akrabalığa dayalı bir kabileden söz edilmez. Antik Yunan kent geleneğinde phylai, yurttaş topluluğunun kent içerisinde bölümlere ayrılmasını sağlayan siyasal ve toplumsal örgütlenme birimleriydi. Bir yurttaş yalnızca Prusias ad Hypiumlu olmakla kalmıyor; aynı zamanda belirli bir phylē içerisinde de yer alabiliyordu.
Bu nedenle phylai;
yurttaşların örgütlenmesi, kamusal temsil, dinsel etkinlikler, yerel görevler ve kent içerisindeki aidiyet biçimleriyle ilişkiliydi. Prusias ad Hypium’daki bu düzenin Roma İmparatorluk Dönemi’nde yaşamaya devam etmesi önemlidir. Çünkü kent Roma egemenliği altında bulunmasına rağmen, kökenleri Yunan polis geleneğine uzanan bazı yerel kurumları kullanmayı sürdürüyordu.
Prusias ad Hypium’un on iki phylēsi
Epigrafik kaynaklarda Prusias ad Hypium için on iki phylē adı tespit edilmektedir:
Thebais
Megaris
Dionysias
Prusias Iuliane
Sebastene
Germanike
Tiberiane
Hadriane
Sabiniane
Antoniane
Faustiniane
Bu liste ilk bakışta yalnızca bir dizi antik isim gibi görünebilir. Fakat isimlere daha yakından bakıldığında, kentin siyasal ve kültürel tarihinin farklı dönemleri aynı örgütlenme içerisinde görünür olmaya başlar. Bazı adlar Yunan ve Helenistik geçmişe; bazıları kentin kendi adına; bazıları ise doğrudan Roma imparatorları ve imparatorluk ailesine göndermede bulunmaktadır. Bu nedenle phylē adlarını yalnızca idarî etiketler olarak değil, kent kimliğinin taşıyıcıları olarak da değerlendirmek mümkündür.
Thebais, Megaris ve Dionysias ne anlatıyor?
Roma hanedanlarıyla açık bir bağlantı göstermeyen adlar arasında Thebais, Megaris ve Dionysias bulunmaktadır.
Thebais adı, Thebai/Thebes ile bağlantılı bir kültürel veya mitolojik referansı düşündürebilir.
Megaris ise Megara adını çağrıştırmaktadır.
Ancak burada önemli bir sınır vardır.
Bir phylēnin Megaris adını taşıması tek başına Prusias ad Hypium halkının Megaralı olduğu veya kentin doğrudan Megara tarafından kurulduğu anlamına gelmez. Antik kentlerde kabile adları; kuruluş geleneklerini, mitolojik ilişkileri, geçmişteki siyasal bağları veya daha sonra oluşturulmuş kimlik anlatılarını yansıtabilirdi. Bu nedenle isim ile tarihsel köken arasında doğrudan eşitlik kurmamak gerekir. Aynı durum Dionysias için de geçerlidir. Adın Dionysos ile ilişkili olduğu açıktır; ancak yalnızca bu isimden hareket ederek phylēnin belirli bir Dionysos kültünün üyelerinden oluştuğunu söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte Dionysos adının kent örgütlenmesinde yer alması, tanrının Prusias ad Hypium’un kamusal ve kültürel dünyasındaki önemini araştırmaya değer hâle getirir. Özellikle antik tiyatronun varlığı düşünüldüğünde bu ilişki dikkat çekicidir; fakat tiyatro ile Dionysias phylēsi arasında doğrudan bağlantı kurabilmek için ek kanıt gerekir.
Prusias: Kent kendi geçmişini bir phylē adında taşıyor
On iki phylē arasında özellikle dikkat çeken adlardan biri Prusiastır.
Bu ad doğrudan kentin kendi tarihsel kimliğiyle ilişkilidir.
Kieros’un Bithynia Kralı I. Prusias tarafından ele geçirilmesi ve hükümdarın adıyla Prusias olarak yeniden adlandırılması, kentin Helenistik tarihindeki önemli kırılmalardan biridir. Roma İmparatorluk Dönemi’ne gelindiğinde ise Prusias adı yalnızca kentin adı olarak değil, yurttaş topluluğunun iç örgütlenmesindeki phylēlerden birinin adı olarak da yaşamaya devam etmektedir. Bu durum dikkate değerdir. Çünkü siyasal hâkimiyetler değişmiş olsa da kent, Bithynia krallık dönemine ait adını kendi yurttaşlık düzeninde taşımaya devam etmiştir. Dolayısıyla Prusias phylēsi, kentin Helenistik geçmişinin Roma dönemindeki yerel kimlik içerisinde tamamen ortadan kalkmadığını düşündüren göstergelerden biri olarak değerlendirilebilir.
Roma imparatorlarının adları kent örgütlenmesine nasıl girdi?
Listenin önemli bölümü ise açık biçimde Roma dünyasına yönelir:
Iuliane
Sebastene
Germanike
Tiberiane
Hadriane
Sabiniane
Antoniane
Faustiniane
Bu adlar Julio-Claudian dönemden Antoninler dönemine kadar uzanan imparatorluk ve hanedan çağrışımları taşır.
Sebastene adı, Yunanca Sebastos unvanıyla; yani Latince Augustus karşılığıyla ilişkilidir.
Tiberiane, Tiberius’u;
Hadriane, Hadrianus’u;
Faustiniane ise imparatorluk ailesindeki Faustina adını hatırlatmaktadır. Iuliane, Germanike ve Antoniane gibi adlar da Roma imparatorluk ailesi ve hanedan ideolojisiyle bağlantılıdır. Bu isimlerin kent içindeki yurttaş gruplarına verilmiş olması önemlidir. Roma burada yalnızca uzaktaki imparator veya eyalet valisi aracılığıyla görünmez. İmparatorluk, kent toplumunun kendi örgütlenmesinin adlarına kadar girmiştir.
Bu adlar Roma’ya bağlılık mı gösteriyor?
İlk bakışta imparatorluk ailesinden türetilmiş phylē adlarını doğrudan “Roma’ya bağlılık” biçiminde yorumlamak mümkündür.
Ancak daha dikkatli olmak gerekir.
Bu adlar kuşkusuz kent ile imparatorluk arasında siyasal ve sembolik bir ilişkinin bulunduğunu gösterir.
Fakat her bir phylēnin hangi tarihte adlandırıldığını, daha eski bir grubun adının değiştirilip değiştirilmediğini veya belirli bir imparatorluk ziyaretinin, bağışın ya da yerel olayın bu adlandırmaya yol açıp açmadığını her durumda bilmiyoruz. Bu nedenle adları basit biçimde “sadakat göstergesi” olarak tanımlamaktansa, onları imparatorluk ideolojisinin yerel kent kurumlarına nasıl yerleşebildiğinin izleri olarak okumak daha doğru olur.
Bu aynı zamanda Roma yönetiminin Anadolu kentlerindeki karakterini anlamamıza yardımcı olur. Roma, yerel polis kurumlarını ortadan kaldırmak zorunda değildi. Bunun yerine bu kurumlar, yeni siyasal düzenin dili ve simgeleriyle yeniden biçimlenebiliyordu.
Yunan polis geleneği ortadan kalkmış mıydı?
Prusias ad Hypium’un phylē düzeninin belki de en ilginç özelliği burada ortaya çıkar.
Kurumsal biçim Yunan kent geleneğine aittir. Fakat phylēlerin önemli bölümünün adı Roma imparatorluk dünyasından gelmektedir. Yani karşımızda basitçe “Yunan kentinden Roma kentine dönüşmüş” bir yapı yoktur. Daha karmaşık bir durum söz konusudur:
Yunan polis geleneğine ait bir örgütlenme sistemi, Roma İmparatorluğu içerisinde yaşamaya devam etmiş ve aynı zamanda imparatorluk çağının siyasal dilini kendi içine almıştır. Prusias ad Hypium’un kent kimliğini anlamak açısından bu son derece önemlidir. Yerel ve imparatorluk kimlikleri birbirlerini zorunlu olarak ortadan kaldırmamıştır. Aksine aynı kurum içerisinde birlikte var olabilmişlerdir.
Phylarkhoslar: Her phylēnin bir yöneticisi
Yazıtlar yalnızca phylēlerin adlarını değil, bunların kendi yöneticilerine sahip olduğunu da göstermektedir.
Bu görevliler phylarkhos olarak adlandırılır. Terim kabaca “phylē yöneticisi” veya “kabile başkanı” biçiminde çevrilebilir.
Phylarkhosların varlığı, phylēlerin yalnızca isimlerden oluşan sembolik gruplar olmadığını gösterir. Bunların kent içerisinde belirli bir örgütsel yapıya sahip topluluklar olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Prusias ad Hypium’un kent toplumu tek bir bütün olarak değil, kendi iç organizasyonları bulunan çeşitli yurttaş gruplarından meydana geliyordu. Bu grupların kent yaşamındaki kesin görevleri, toplantı yerleri, dinsel etkinlikleri ve mali sorumlulukları konusunda ise daha fazla epigrafik ve arkeolojik araştırmaya ihtiyaç vardır.
On iki phylē bize nüfus hakkında ne söyler?
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu da sayıdır. Prusias ad Hypium’da on iki phylēnin bulunması, kentin ayrıntılı bir yurttaşlık örgütlenmesine sahip olduğunu gösterir. Fakat bundan hareketle doğrudan kentin nüfusunu hesaplamak mümkün değildir. Bir phylēde kaç kişinin bulunduğunu bilmiyoruz. Ayrıca phylē üyeliğinin kentte yaşayan herkes için geçerli olup olmadığı da ayrı bir meseledir. Antik kent toplumunda yurttaşlar dışında; kadınlar, köleler, özgür bırakılmış kişiler, yabancılar ve yurttaşlık statüsü farklı gruplar da bulunuyordu. Bu nedenle on iki phylē, bize bütün nüfusu değil, esas olarak yurttaş topluluğunun örgütlenme biçimlerinden birini gösterir.
İsimler değişen bir kentin hafızası olabilir mi?
Prusias ad Hypium’un phylē adlarının belki de en düşündürücü yönü, farklı tarihsel zamanları aynı anda taşımalarıdır.
Prusias adı Bithynia krallık geçmişine;
Megaris ve Thebais daha eski Yunan kültürel referanslarına;
Dionysias dinsel ve mitolojik dünyaya;
Hadriane, Tiberiane, Antoniane ve Faustiniane gibi adlar ise Roma imparatorluk tarihine işaret eder.
Böylece aynı kent örgütlenmesinin içinde farklı geçmişler yan yana gelir. Bu bize antik kent kimliğinin tek bir kökenden oluşmadığını gösterir. Kent kimliği zaman içerisinde biriken; siyasal, dinsel, yerel ve imparatorlukla ilişkili katmanlardan oluşabilir. Prusias ad Hypium da bunun güçlü örneklerinden biridir.
Bir yurttaş kendisini nasıl tanımlıyordu?
Bugün bir insanın kimliğini yaşadığı ülke, kent, mahalle, meslek veya farklı topluluklarla ilişkisi üzerinden tanımlaması gibi, antik kent yurttaşlığı da tek boyutlu değildi.
Prusias ad Hypiumlu bir yurttaş aynı zamanda belirli bir phylēnin üyesiydi. Roma İmparatorluğu’nun bir tebaasıydı. Kendi kentinin yerel dinsel ve kamusal geleneklerinin parçasıydı. Belki de belirli aileler, meslek toplulukları veya başka sosyal ağlarla ilişkiliydi. Dolayısıyla phylē sistemi bize antik kentte aidiyetin katmanlı olduğunu gösterir. Bu bakımdan kabile adları yalnızca epigrafik birer ayrıntı olmaktan çıkar. Kent toplumunun kendisini nasıl düzenlediğine ve geçmişini hangi isimler aracılığıyla taşıdığına ilişkin ipuçlarına dönüşür.
Prusias ad Hypium’u yalnızca Roma kenti olarak görmek yeterli mi?
Bugün Prusias ad Hypium’un Roma dönemine ait tiyatrosunu, köprüsünü, yazıtlarını ve heykellerini gördüğümüzde kenti kolaylıkla “Roma kenti” olarak tanımlarız.
Fakat phylē adları bu tanımın tek başına yeterli olmadığını gösterir. Roma hâkimiyeti güçlü biçimde görünürdür. Ama aynı kentte; Yunan polis kurumları, Bithynia krallık geçmişinin izleri, yerel kültler ve imparatorluk ailesinin adları bir arada yaşayabilmektedir. Dolayısıyla mesele “Prusias ad Hypium Yunan mıydı, Romalı mıydı?” gibi iki seçenekli bir soru değildir.
Daha doğru soru şudur:
Prusias ad Hypium farklı tarihsel kimliklerini Roma İmparatorluğu içerisinde nasıl birlikte taşıyordu?
On iki phylē bu soruya verilebilecek en ilginç cevaplardan biridir.
Bugünkü Konuralp açısından neden önemli?
Bugün Konuralp’in geçmişini çoğunlukla büyük yapılar üzerinden okuyoruz. Tiyatro, Roma Köprüsü, surlar, mezarlar ve heykeller. Fakat antik bir kent yalnızca yapılardan oluşmaz. Kenti kent yapan, insanların nasıl örgütlendiği, hangi topluluklara ait olduğu ve kendilerini hangi isimlerle tanımladığıdır. Prusias ad Hypium’un on iki phylēsi bize fiziksel olarak artık göremediğimiz böyle bir toplumsal haritayı gösterir. Kent sokaklarını tam olarak yeniden kuramayabiliriz. Phylēlerin nerede toplandığını bilmiyor olabiliriz. Üyelerinin evlerini belirleyemeyebiliriz. Ama isimleri günümüze ulaşmıştır. Ve bu isimler, Prusias ad Hypium’un tek bir tarihsel kimliğe sahip olmadığını ortaya koyar.
Kentin toplumsal yapısında Yunan polis geleneği, Bithynia geçmişi ve Roma imparatorluk dünyası aynı anda varlığını sürdürebilmiştir.
Bu nedenle Prusias ad Hypium’un kabileleri yalnızca bir idarî örgütlenme meselesi değildir. Onlar aynı zamanda bir kentin geçmişini nasıl taşıdığına, yeni siyasal düzene nasıl uyum sağladığına ve yurttaşlarına nasıl bir aidiyet alanı sunduğuna ilişkin sessiz tanıklardır.
Bir sonraki soru ise buradan doğar:
Roma İmparatorluğu Prusias ad Hypium’un gündelik ve kamusal yaşamında başka hangi yollarla görünür hâle geliyordu?
Bu soru bizi imparatorların kentle ilişkisine, kamusal törenlere, rahipliklere, imparatorluk unvanlarına ve kent elitlerinin Roma düzenindeki rolüne götürür.
Zerrin Avan
Sanat Tarihçisi
Kaynakça
Ameling, Walter. Die Inschriften von Prusias ad Hypium. Inschriften griechischer Städte aus Kleinasien, Band 27. Bonn: Rudolf Habelt, 1985.
Marek, Christian. In the Land of a Thousand Gods: A History of Asia Minor in the Ancient World. Princeton: Princeton University Press, 2016.




Yorumlar